Domuz gribi nedir?

Domuz gribi nedir?

A tipi influenza virüsü olarak da bilinen H1N1 virüsünün sebep olduğu bir grip türü olan domuz gribi, sıklıkla Ocak ve Şubat gibi kış aylarında görülen ve mevsimsel grip hastalığı ile aynı belirtilerle kendini gösteren bir hastalıktır. Domuz gribi şeklinde adlandırılmasının nedeni virüsün domuzlarda görülen grip hastalığına neden olan virüsler ile büyük benzerlik göstermesidir.

Kuş, domuz ve insan griplerine neden olan virüslerin bir karışımı olan H1N1 virüsü, insanlarda yüksek ateş, boğaz ağrısı, öksürük, üşüme ve titreme gibi tipik soğuk algınlığı belirtileri ile kendisini gösterir. Virüsün hızlı bir şekilde yapısal değişikliğe uğrayabilmesi nedeniyle, domuz gribi başlangıçta çok tehlikeli olmayan ve hafif seyreden bir hastalık iken zamanla daha tehlikeli bir hastalık haline gelmiştir.

Domuz gribi, yediden yetmişe her yaştan insanı etkileyebilen, tehlikeli olabilen bulaşıcı bir hastalıktır. H1N1 virüsü olarak da bilinen pandemik influenza A adlı virüsten kaynaklı olarak gelişen bu hastalık, daha önceden kuş gribi olarak bilinen grip ile insan gribinin bir karışımı olarak ortaya çıkmıştır. İlk kez Meksika’da 2009 yılında insanlarda teşhis edilen hastalığın hızlı bir şekilde dünyaya yayılarak bir salgın haline gelmesi ile Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi alarmı verilmiştir.

Temel olarak mevsimsel grip ile arasında pek bir fark olmayan bu hastalık, toplumda büyük bir kesimin daha önceden bu virüs ile karşılaşmamış ve bu hastalığa karşı bağışıklık kazanamamış olması nedeniyle mevsimsel gribe oranla daha ağır bir tablo şeklinde seyretmektedir.

Domuz gribi nasıl bir seyir izler?

H1N1 influenza virüsü nedeniyle ortaya çıkan domuz gribi hastalığı ani başlangıçlı bir solunum yolu hastalığıdır. Soluk borusu trakeadan başlayarak üst solunum yolları boyunca inflamatuar (iltihabi) değişikliklere neden olur ve zaman içerisinde alt solunum yollarına ilerleyebilir.

Virüsler vücuda girdikten sonra çoğalmaya başlarlar ve bu üreme döneminde inkübasyon süresi olarak isimlendirilir. Domuz gribi için inkübasyon süresi 1 ile 4 gün arasında değişkenlik göstermekle birlikte ortalama olarak 2 gündür. Bazı kişilerde inkübasyon süresi 7 güne kadar uzayabileceği için de dikkatli olunmalıdır.

Hastaların bulaştırıcılık dönemleri belirtilerin meydana gelmesinden 1 gün önce başlar ve 5-7 gün boyunca devam eder. Bağışıklık sistemi zayıf kişilerde ve küçük yaş grubundaki hastalarda bulaştırıcılık süresi 10 ile 14 güne kadar uzayabilir.

Ani başlangıçlı belirtiler 3 gün ile 1 hafta arasında devam eder. Halsizlik ve öksürük ise bazı kişilerde 2 hafta boyunca devam edebilir. Hastalığı ağır geçiren kişilerde hastaneye yatış gerekli olabilir ve bu kişilerde semptomların da bir haftadan daha uzun bir süre boyunca mevcut olması beklenir.

Domuz gribine yakalanan bazı kişilerde bağışıklık sistemleri virüse karşı aşırı bir yanıt oluşturabilir. Böyle durumlarda yüksek ateş ve kas ağrıları meydana gelebilir.

Domuz gribi belirtileri nelerdir?

Domuz gribi hastalığı, yani H1N1 virüsünün sebep olduğu hastalığın belirtileri, mevsimsel grip ile hemen hemen aynıdır. Kişisel özelliklere göre değişmekle beraber domuz gribi belirtileri şu şekilde sıralanabilir:

  • Ateş
  • Boğaz ağrısı
  • Öksürük
  • Vücut ağrıları
  • Baş ağrısı
  • Üşüme
  • Titreme
  • Burun tıkanıklığı
  • İştah kaybı

Bunların yanında vücutta yorgunluk ve bitkinlik, nadiren de kusma ve ishal bu belirtilere eşlik eder.

Akciğer enfeksiyonu, yani bilimsel adıyla pnömoni hastalığın ölümle sonuçlanmasına sebep olabilir. Bunun dışında astım hastalığı, H1N1 virüsü ile birleştiği zaman ileri düzey solunum yetmezliğine yol açarak yine hastalığın ölümle sonuçlanmasına sebep olabilir.

Astım dışında grip hastalığı ile birlikte oluşan bazı belirtiler acil medikal yardım gerekebileceğine işaret ediyor olabileceği için dikkatli olunmalıdır:

  • Göğüs ağrısı
  • Aşırı ve sık kusma
  • Kalp hastalığı
  • Belirtilerin kaybolup sonra tekrar ortaya çıkması

Kronik hastalığı olan insanlar veya vücut direnci düşük olan insanlar, mevsimsel gribi daha ağır geçirdiği gibi domuz gribi hastalığını da daha ağır bir şekilde geçirirler. Hastalığı daha ağır seyreden hastalarda farklı sonuçlar ortaya çıkabilir. Çeşitli organlarda iltihaplanmalar görülebilir. İltihabın en yaygın olarak görüldüğü organ akciğerlerdir. Akciğerde domuz gribi nedeniyle oluşan zatürre tablosu viral pnömoni olarak tanımlanır.

Viral pnömoni dışında, hamilelerde ve kronik kalp veya akciğer hastalığı olan risk grubundaki kişilerde viral zatürrenin üzerine ikincil bir bakteriyel zatürre, hemorajik bronşit gibi ölümcül seyredebilecek durumlar da gelişebileceği için dikkatli olunmalıdır. Bu hayatı tehdit edici durumlar genellikle domuz gribi tablosunun oluşmasını takiben 48 saatlik bir süre zarfı içerisinde gelişir. Domuz gribine yakalanan kişilerin başta kendi çevrelerine ve toplumun diğer üyelerine bu hastalığı bulaştırmaması için uygun olan izolasyon süresi yaklaşık 5 gündür.

Çocuklarda domuz gribi hastalığı belirtilerininin anlaşılmasında çocuklar tarafından bu belirtilerin tam olarak ifade edilememesi nedeniyle zorlanılır. Domuz gribinin küçük yaş çocuklarda meydana getirdiği birçok belirti ve bulgu mevcuttur:

  • Nefes almada güçlük
  • Huzursuzluk
  • Uykudan uyanmada güçlük
  • Sıvı alımından kaçınma
  • Kafa karışıklığı
  • Ateşle birlikte ortaya çıkan vücut döküntüleri

Domuz gribi nedenleri nelerdir?

Domuz gribini ortaya çıkaran nedenler mevsimsel griple neredeyse aynıdır. Ancak bu gribe domuz gribi denmesi hastalarda ve sağlıklı insanlarda gerginlik yaratır. Domuz gribine neden olan H1N1 virüsü de grip virüsünün evrim geçirmiş bir başka halidir. Hastalığa bu adın verilmesinin nedeni, domuzlarda görülen grip virüsüne benzemesidir.

İnsanlarda görülen domuz gribi virüsü kuşlarda, domuzlarda ve insanlarda görülenin bir karışımıdır. Hastalığa neden olan H1N1 virüsü geçirdiği evrim sonucu domuzdan insana bulaşmaya başlamıştır. Bu nedenle hastalık bir domuzdan insana solunum yoluyla gayet rahat bulaşır. Avrupa’da ve diğer birçok kıtada domuz çiftliklerinin çokluğu, bu hastalıkların insanlar arasında yaygınlaşmasında oldukça büyük bir etkendir. Hastalık yalnızca solunum yoluyla bulaşmaz, ayrıca H1N1 virüsünün bulunduğu bir domuz etinin, yeterince yüksek sıcaklıklarda pişirilmeden tüketilmesiyle de insanlara bulaşabilir.

Türkiye’de domuz eti tüketimi oldukça az olsa da globalleşen dünyada, insanların birçok ülkeye seyahat etmesi hastalığın yaygınlaşmasını kolaylaştırır. Bu durum göz önüne alındığında hastalığın neden bu kadar yaygın olduğu oldukça açıktır. Geçmişte domuzdan insana bulaşan domuz gribi virüsü, günümüzde aksırma veya öksürme yoluyla oldukça kolay yayılmaktadır.

Öksürme veya aksırma sırasında havaya saçılan virüs içeren damlacıklar, ortamda bulunan sağlıklı bir başka bireyin damlacıkları solumasıyla hastalığın bulaşması gerçekleşir. Yine hasta olan kişinin kullandığı bireysel eşyalardan da domuz gribi virüsü sağlıklı bireye rahatça geçebilir. Yalnızca özel eşyaların kullanılması değil, hasta kişi ile sağlıklı bireyin tokalaşması sırasında da hastalık bulaşması olası bir durumdur.

Domuz gribi tanısı nasıl konulur?

Domuz gribi tanısının bu konuda uzman olmayan kişiler tarafından konulması pek mümkün değildir. Mevsimsel geçişlerde ortaya çıkan soğuk algınlığı ve gripten pek farkı olmaması, domuz gribi hastalığı tanısını zorlaştıran başlıca etmendir. Yorgunluk ve vücut kırgınlığı ile başlayan hastalık süreci normal grip gibi seyreder. Birçok hasta eğer düşürülmesi zor ateş sorunu yaşamıyorsa bir uzmana başvurma gereksinimi duymaz. Ancak her hastalık gibi gribin de her türlüsü ciddiye alınmalıdır. Hastalığın ilk evrelerinde, yani vücut kırgınlığının başlamasıyla beraber bir uzmana başvurulmalıdır.

Domuz gribine tanısal yaklaşımda kanın biyokimyasal analizlerinden, mikrobiyolik inceleme yöntemlerinden ve radyolojik tetkiklerden faydalanılır. Burun ve ağzın arka bölgesinden alınan sürüntü örneğinin PCR’da incelenmesi, domuz gribinin başlıca tanı yöntemidir. Bu yöntemde, alınan örnekte domuz gribi virüsüne dair antijenlerin varlığı incelenir.

Her ne kadar hastalığın teşhisi PCR (polimeraz zincir reaksiyonu) adı verilen yöntem ile konulsa da bunun her laboratuvarda uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle daha kolay bir yöntem olan, burun akıntısı veya geniz akıntısı sıvılarının alınarak test edilmesi yöntemi yaygın olarak kullanılır.

Bu yöntemde hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasından birkaç gün sonra, hastadan alınan mukoza tabakasında eğer H1N1 virüsü varsa, hastalık teşhisi domuz gribi olarak konulur.

Yapılan testlerden sonra hastanın H1N1 virüsünün sebep olduğu domuz gribi hastalığına yakalandığı anlaşılırsa tedavide buna göre bir yol izlenir.

Domuz gribi tedavi yöntemleri nelerdir?

Domuz gribinden korunmanın en iyi yolu öncelikli olarak o hastalığa yakalanmaktan kaçınmaktır. Temel olarak 3 grupta incelenebilecek bu yöntemlerin temel prensipleri, domuzların domuz gribinden korunması, domuzlardan insanlara bulaşın engellenmesi ve insanlardan insanlara bulaşın engellenmesidir.

Domuzlarda domuz gribinin oluşmasını önlemek bu hayvanların bulunduğu işletmelerde düzenli kontrol ve dezenfeksiyon çalışmaları ile mümkün olabilir. Sürü kontrolü ve aşılanması domuzlarda bu hastalığın ortaya çıkmasını engellemek adına alınabilecek bir diğer önlemdir.

Domuz gribinden kaçınmak için uygulanması gereken birçok yöntem vardır:

  • Salgınların yaygın olduğu, özellikle mevsim geçişlerinde kalabalık ortamlardan kaçınmak
  • İş yerlerinde, evlerde ve okullarda, ortak kullanıma açık olan kapı kollarını, lavabo başlıklarını sık sık dezenfektanlar ile temizlemek
  • Hastalığa yakalanmış kişilerle yakın temastan kaçınmak, hatta mümkünse aynı ortamda bulunmamak
  • Eğer hastalığa yakalanmış ise hastalığın daha fazla yaygınlaşmasını önlemek için maske kullanmak ve gerekirse sosyal yaşamdan uzaklaşmak
  • Evde kullanılan yatak örtüleri, yastık kılıfları, yorgan, çarşaf, havlu vb. kişisel eşyaların temizliğine dikkat etmek ve sık sık değiştirmek
  • Elleri sık sık, özenle yıkamak

Hastalığı meydana çıkaran H1N1 virüsü, sürekli evrim geçirerek yapısı değişse de önerilen domuz gribi aşısı kullanmak, bu hastalıktan korunmanın en etkili yöntemleridir. Tek doz domuz gribi aşısından 10 gün sonrasında kişide hastalığı karşı yeterli düzeyde antikor oluşumu sağlanabilir. Domuz gribi aşısı daha önce herhangi bir grip aşısına karşı alerjik reaksiyon gelişmiş kişilerde kullanılamaz. Hastalığı aktif olarak geçirmekte olan kişiler, domuz gribi aşısının uygulanamayacağı bir diğer gruptur.

Her ne kadar hastalıktan korunmanın çeşitli yolları olsa da H1N1 virüsünün sürekli evrimleşmesi ve bu mutasyonlara bağlı olarak sürekli genetiğinin değişmesi sebebiyle domuz gribi tedavisinin kesin bir çözümü yoktur. Mevsimsel gripte kullanılan ilaçların birçoğu, domuz gribi tedavisi için de kullanılmaktadır. Mevsimsel gripte ve diğer bütün hastalıklarda olduğu gibi domuz gribi tedavisi için kullanılacak domuz gribi ilaçları da mutlaka doktor kontrolünde alınmalıdır. Yanlış alınacak ilaçlar vücudun direncini düşürebileceğinden ciddi sorunlara yol açabilir. Doktor kontrolünde alınacak ilaçlar dahi hastalığın ortadan kalkmasını sağlayamaz. Alınacak ilaçlar, domuz gribi hastalığından dolayı ortaya çıkan şikayetlerin hafifleyerek, daha rahat bir hastalık süreci geçirilmesini sağlar.

Kişilerde domuz gribi belirtileri gelişmesi ve sağlık kuruluşlarına başvurmaları sonrasında hekimler tedavi planına kişinin belirtilerinin ciddiyetine göre karar verirler. Hafif semptomlarla seyreden bir domuz gribi vakası sıvı alımının arttırılması, dinlenme, antipiretik ( ateş düşürücü) ilaçlar, burun akıntısı için antihistaminik ilaçlar ve ağrı kontrolü için non-steroid anti inflamatuar ilaçlar reçetelendirilerek evde takibi gerçekleştirilebilir.

İlerlemiş ve ağır seyreden olgularda ise hastanede yatış gerekli olabilir. Özellikle ciddi solunum sıkıntısı yaşayan, çoklu organ yetmezliğine girmiş ya da sepsis durumunda bulunan kişilerde yoğun bakım ihtiyacı doğabilir. Zatürre olgularının önemli ve ölümcül bir komplikasyonu olan “ani başlangıçlı solunumsal distres sendromu” (ARDS), hastanın ventilatöre bağlanmasını ve makine yardımıyla solunumunu gerçekleştirmesini gerektirebilir.

Domuz gribi virüsü ile temas öyküsü olan kişinin gebe olması, hastalığın seyri esnasında ortaya çıkabilecek kötü seyirli durumlara karşı risk altında olması anlamına gelir. Bu risk artışının sebebi gebelik ile birlikte vücutta meydana gelen hormonal, fiziksel ve bağışıklık sistemi ile ilgili değişikliklerdir. “Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi” (CDC), hamilelerde domuz gribi hastalığının teşhis edilmesini takiben oseltamivir ve zanamivir etken maddesine sahip antiviral ilaçların kullanımını önermektedir. Bu ilaçlar özellikle hastalığın ilk 2 gününde alınmaları halinde oldukça etkilidirler. Yumurta alerjisi olan kişilerde zanamivir içeren antiviral ilaçlar kullanılmamalıdır.

Çocuklarda virüslere bağlı olarak oluşan hastalıklar sırasında aspirin ve diğer bazı non-steroid anti inflamatuar ilaçların kullanımı sonrasında ciddi seyirli bir sağlık durumu olan “Reye Sendromu” gelişebileceği için çocuklarda bu ilaçların viral hastalıklar esnasında kullanımından kaçınılmalıdır.

Reye sendromu, grip ya da su çiçeği gibi virüslere bağlı oluşan hastalıklarda aspirin ve benzeri ilaçların kullanımı ile meydana gelen beyin ve karaciğer hasarını tanımlayan hastalık tablosudur. Reye sendromu gelişimi sonrası çocuklarda meydana gelen ilk belirti genellikle kusmadır ve kusmaya kısa süre içerisinde huzursuzluk veya sinirlilik gibi belirtiler eklenir. Daha sonrasında kafa karışıklığı ve aşırı halsizlik gelişen çocukta bir süre sonra nöbetler ve koma durumu ortaya çıkabilir.

Domuz gribi oldukça bulaşıcı ve kolayca yayılabilen viral bir hastalıktır. Orta ve ağır düzeyde belirtiler ile seyreden bu hastalık bazı kişilerde hayatı tehdit eden boyutlara varabilir. Bu hastalıktan korunmanın en temel yolu hastalığın oluşmasına karşı alınacak tedbirlerdir. Sağlık kuruluşlarına başvuru sonrasında sağlık çalışanları bu hastaları yakın olarak takip etmeli ve semptomlarının kötüleşme eğilimine girmesi ile acil olarak müdahalede bulunmalıdır. Küçük çocuklar, gebeler ve ileri yaştaki kişiler domuz gribinin ağır seyredebileceği kişilerdir.

Vücudun günlük rutini dışında ortaya çıkarttığı belirtileri her zaman dikkate alınız. Diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi domuz gribinde de belirtiler, tedavinin erken başlaması için ipucu görevi görür. Bu nedenle kendinizde bu belirtilerin başladığını hissettiğiniz an çok gecikmeden bir uzmana görünmeyi ihmal etmeyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir