Sofinin Dünyası

Sofie Amundsen, her şeyin her zamanki olağanlığında aktığı bir günde okuldan dönmüş ve posta kutusunda bir zarf bulmuştur: “Kimsin sen?”

İşte bugüne kadar oldukça sıradan bir yaşam sürdüğünü düşünen Sofie, bu iki kelime karşısında adeta sarsılmıştır. Bu zarf çok büyük bir yolculuğun ilk biletidir ve asla son değildir. Sofie, zarflar almaya devam eder ve bir felsefe kursunun içinde olduğunun bilincine varır. İyi de kimdir Sofie’ye bu oyunu oynayan? Sofie yaklaşmakta olan 15. Doğum günü için babasının ona bir sürpriz yaptığını düşünür ama olaylar gerçeklikten sapmaya başladığında bunun hiç de basit bir sürpriz olmadığının farkına varır. Sofie, olur olmadık yerlerde bu zarfları bulmaktadır. Ayrıca zarflarda tıpkı kendisi gibi 15 yaşına basacak olan Hilde diye bir kızdan da bahsedilmektedir. Sofie’ye göre ortada büyük bir karışıklık vardır. Sofie, bu karışıklığı çözmek için posta kutusuna kimin zarfları bıraktığını görmek ister ve beklemeye başlar. Yaşlı ve oldukça garip görünümlü birini gören Sofie peşinden koşsa da bu gizemli adamı yakalayamaz.

Sofie birgün yatağının altında bir kaset bulur ve kasetin içerisindeki videoda gördükleri Sofie’yi iyice tedirgin etmeye başlamıştır. Alberto ismindeki filozof Atina sokaklarında yüzyıllar öncesinde dolaşmakta ve Platon ile Sofie’yi tanıştırmaktadır.

Sofie ve Alberto’nun felsefi yolculuğu mitlerden doğa filozoflarından günümüze kadar dayanmaktadır. Mektuplaşmalara son veren Alberto ve Sofie felsefe derslerine yüz yüze devam etmeye karar verirler. Felsefe dersleri saatler sürmektedir çünkü Hilde ve Sofie’nin 15. Yaş gününe çok az kalmıştır. Alberto’ya göre binbaşının ne yapacağı hiç belli değildir. Tabi tüm bunlar Sofie için hala belirsizlikken kafasını daha da karıştıran olaylar yaşar: Yerde bulduğu paranın Hilde tarafından kaybedilen para olduğunu öğrenir, Alberto’nun köpeği Hermes’in kendisiyle iletişime geçtiğini görür. Sofie, tüm bunları yaşarken annesi artık bu gizemli hallerden çok tedirgin olmaya başlamış ve Sofie’ye 15. Yaş günü partisine Alberto’yu da davet etmesi gerektiğini söylemiştir.

Sofie için durum iyice karmaşıklaştığında kitap Hilde’nin gözünden yansıtılmaya başlanır. Sofie ve Alberto Knax, Hilde’nin babası Binbaşı Albert Knag’ın kızına hazırladığı 15. Yaş günü hediyesinin bir parçasıdır. Binbaşı kızına BM tarafından görevlendirildiği Lübnan’daki taburundan bir kitap yazmaya karar vermiştir. Kitap, Sofie isimli bir genç kızın başından geçen olaylardan bahsetmektedir. Hilde, kitabı elinden düşüremez ve bir çırpıda öyküyü bitirmeye kararlıdır. Aynı zamanda da Alberto ve Sofie’nin durumuna oldukça üzülmüş onları bir kitabın içerisine sıkıştıran babasına öfkelenmiştir. Babasına bir oyun oynamaya karar verir ve tıpkı Sofie’nin başına gelenler gibi babası havaalanındayken ona farklı noktalarda bulabileceği notlar bırakır.

Alberto ve Sofie ise binbaşının öyküsünden kaçmanın planlarını yapmaktadır. Her şeyi Sofie’nin doğum günü partisinde sonlandırmaya karar verirler. Doğum günü partisinde bir sürü beklenmedik olay gelişir. Sofie ve Alberto için özgürlük zamanı gelmiştir. Sofie, evcil hayvanları ve annesi ile vedalaşır, onların gerçek olmadığını bilmesine rağmen Sofie için oldukça duygusal bir andır. Binbaşı kitabı şöyle noktalar: “Sanki yer yarıldı da içine girdiler.” Bu cümle Sofie ve Alberto için binbaşının en başından beri elinde tuttuğu iplerden kurtuluşun sihirli sözcükleridir. Binbaşı Sofie ve Alberto’ya fark etmeden de olsa başka bir dünyada varoluşlarını sürdürme imkânı vermiştir.

Hilde ve babası bahçede göle karşı otururken ve büyük patlamadan bahsederken Sofie ve Alberto onları izlemektedir. Artık işler tersine dönmüştür. Dışarıdan izlenebilen ve gözlenebilen tek yaşam ‘Sofie’nin Dünyası’ değildir.

DEĞERLENDİRME

Jostein Gaarder, bizlere didaktik bir eser sunmaktansa insanlığın var oluşunun ilk kıvılcımlarından günümüze kadar olan süreci öyküsel bir anlatımla harmanlamayı tercih etmiştir. Çok da güzel yapmıştır çünkü hem felsefe konusunda sizi içine çeken aynı zamanda da sizi Sofie’nin dünyasında sürükleyen harika bir yapıt ortaya çıkmıştır. Dili oldukça anlaşılır ve felsefeye başlangıç için güzel bir eser olduğunu ifade edebiliriz.

Yukarıda yapmış olduğum özet kitabın öyküsel boyutudur. Sizlere asırlık felsefe tarihi hakkında özet ama tadında bilgi alabilmek için bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum. Önemli olan içinizdeki hayreti uyandırmanızdır. Yetişkinlik evresinde günlük hayata öylesine bağlanıyoruz ki dünyaya hayret etme yeteneğimizi kaybediyoruz. Belki bir filozof gibi süslü ya da derin cümleler edemeyeceğiz ama dünyaya duyarlı kalıp içimizdeki çocuğu besleyecek aktivitelerde bulunabiliriz bu kitap da bu günlerde sizlere önerebileceğim aktivitelerden biridir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir